Yönetim Kurulu Başkanı'nın Mesajı

Değerli Paydaşlarımız,

2020 yılı tüm dünyayı etkisi altına alan, ekonomik, sosyal ve siyasal anlamda küresel ölçekte köklü değişikliklere neden olan COVID-19 salgının gölgesinde geçmiştir. Kısa zamanda birçok ülkeyi ve sektörü etkileyen salgın, hem küresel ekonomide hem de Türkiye ekonomisinde birçok belirsizliği de beraberinde getirmiştir. Salgının etkisiyle ülkelerin almak zorunda kaldıkları önleyici tedbirler veuygulanan kısıtlamalar birçok sektörde üretimin ve istihdamın azalmasına ve ekonomilerin yavaşlamasına sebep olmuştur.

Bu dönemin olumsuz etkilerinden asgari düzeyde etkilenebilmek için hükümetler; doğrudan nakdi destekler, kredi desteği, vergi ötelemeleri gibi geleneksel ve geleneksel olmayan genişletici maliye ve para politikaları uygulamıştır. IMF’ye göre 2020 yılı genelinde verilen mali desteklerin milli hasılaya oranı gelişmiş ülkelerde %24 seviyesinde gerçekleşirken bu oran gelişmekte olan ülkelerde ve orta gelirli ülkelerde %6’yı bulmuştur. Bu destekleyici politikalara rağmen yılın ikinci çeyreğinde bütün ekonomiler ciddi boyutta daralmıştır. OECD, küresel ekonominin 2020 yılı daralma öngörüsünü %4,2'ye çekmiştir.

OECD, 2021 ve 2020 yılları içinse, aşının yaygınlaşması ve teşvik paketleriyle birlikte küresel ekonominin sırasıyla %4,2 ve %3,7 büyümesini öngörmektedir.

TÜRKİYE EKONOMİSİ DE ETKİLENDİ

İlk vakaların Mart ayında görüldüğü Türkiye’de, ekonomi salgının etkisini ilk çeyrekte çok fazla hissetmeyerek geçtiğimiz yılın ilk çeyreğine göre %4,5 büyüme göstermiştir. Salgının sebep olduğu küresel ölçekteki ekonomik kriz ile beraber ikinci çeyrekte %9,9 oranında daralan Türkiye ekonomisi, üçüncü çeyrekte %6,7 büyüyerek Avrupa’da ekonomisi oransal olarak en çok büyüyen 2. ülke olmuştur.

Ekonomide son dönemde alınan kararlar ve başta Merkez Bankası olmak üzere hem para politikası hem de bankacılık sektörü tarafından atılan adımlar, ülke risk priminin ve dolayısıyla uzun vadeli faizlerin düşmesini sağlamıştır. Tüm bunların sonucunda 2021 yılı büyümesinin, çok ciddi ekstra bir olumsuz şok yaşanmazsa, %5 seviyesinde gerçekleşebileceği, 2022 yılında büyümenin %4,5 ve 2023 yılı ve sonrasında ise %4 olan potansiyeline yaklaşacağı tahmin edilmektedir.

ENERJİ PİYASASI 2020 YILINDA EN ZORLU DÖNEMİNİ YAŞADI

COVID-19 salgını her alanda olduğu gibi küresel enerji sektörü açısından da önemli sonuçlar doğurmuştur. Salgının yayılmasını yavaşlatmak için alınan tedbirler, enerji talebi üzerinde 70 yıldır görülmemiş derin bir etki yaratmıştır. Sanayideki yavaşlama ve seyahat kısıtlamaları ile tetiklenen kimyasal ve rafine ürünlere olan ihtiyaçtaki düşüşle birlikte petrolde arz/talep dengesizliği oluşmuştur. Elektrik talebi de sanayideki yavaşlamanın yanı sıra kısıtlamalar ve sosyal izolasyonun etkisiyle ciddi oranda düşüş göstermiştir.

Pandemi süreci güvenilir ve sürdürülebilir enerji kaynaklarına olan ihtiyacın önemini ortaya koymuştur. Bu gelişmeler de tüm dünyada yeşil dönüşüm sürecini tetiklemiştir. Karbon emisyon oranları 2020’de pandeminin etkisiyle, 2. Dünya Savaşı’ndan bu yana en büyük düşüşü yaşamıştır. CO2 salımı ve iklim değişimiyle mücadele konuları gündemin ilk sıralarını işgal etmeye devam edecektir. Öngörülebilir gelecekte fosil yakıtların baskın üstünlüğü devam etmekle birlikte, doğaya verdikleri zararın asgariye indirilebilmesi için yapılan çalışmalar artacak, hükümet politikaları ve teşvikleri bu çerçevede şekillenecektir.

TÜRKİYE YENİLENEBİLİR ENERJİDE AVRUPA ÜLKELERİNİ GERİDE BIRAKTI

Türkiye’nin geçmiş yıllarda yenilenebilir enerjiye yaptığı yatırımlar sayesinde 2020 yılında toplam elektrik üretiminin yaklaşık yüzde 41'i yenilenebilir enerji kaynaklarından karşılanmıştır. Bu dönemde devreye alınan 4 bin 853 megavat kurulu gücün tamamına yakınını yenilenebilir enerji kaynakları oluştururken, bu miktar Avrupa'daki 20 ülkenin toplam yenilenebilir enerji kurulu gücünü geride bır akmıştır.

Enerji talebinde daha "temiz" kaynaklara yönelim artarken, özellikle yenilenebilir enerji yatırımlarında kullanılan teknolojilerin millileştirilmesi konusu gündemin ilk sıralarındaki yerini korumuştur.

Zorlu Enerji olarak 2020 yılında da yenilenebilir enerji odağında çalışmaya devam ettik. Yenilenebilir enerjinin kurulu gücümüz içindeki payı son yıllarda özellikle jeotermal enerji alanında yaptığımız yatırımlarla düzenli olarak artarken; 2020 yıl sonu itibarıyla 991 MW olan toplam kurulu gücümüzün %62’si yenilenebilir enerji kaynaklarına dayanmaktadır.

Türkiye’nin yenilenebilir enerji alanındaki öncülerinden biri olarak 2020 yılında önemli bir anlaşmaya daha imza atmış bulunuyoruz. Temiz enerji kaynağı güneş enerjisine yönelik yatırımlarımızı derinleştirme ve çeşitlendirme hedefimiz doğrultusunda, %75’ine ortak olduğumuz ZJ Strong Energy For Renewable Energy Ltd. Co.'nun Filistin'in Jericho bölgesinde kurduğu 2 MW kurulu güce sahip Dead Sea Güneş Enerji Santrali’ni devreye aldık.

SÜRDÜRÜLEBİLİR BİR GELECEK İÇİN VAR GÜCÜMÜZLE ÇALIŞIYORUZ

Çevresel ve sosyal sorumluluklarımızın bilinciyle, geleceğin enerji şirketi olma vizyonuyla çalışmalarımıza devam ederken sürdürülebilirlik ana gündem maddemiz olmaya devam etmektedir. Tüm faaliyetlerimizi, BM Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları doğrultusunda, hakim ortağımız Zorlu Holding’in “Akıllı Hayat 2030” mottosu altında, sürdürülebilirlik odaklı yürütmekteyiz.

Teknolojik gelişmelere hızla uyum sağlayan bir şirket olarak; insanın, toplumun ve gezegenin gelecekteki refahını temel alan “sürdürülebilir çözümler” üretmeye özen gösteriyoruz. Akıllı Sistemler ile son teknolojileri ülkemizde yaygınlaştırmak üzere gerçekleştirdiğimiz yatırımlarla dijitalleşme, Ar-Ge ve inovasyon alanındaki çalışmalarımıza hız kesmeden devam etmekteyiz.

ZES markamız ile elektrikli araçların yaygınlaşmasına katkı sağlamak amacıyla ülkemizdeki şarj istasyonu ağını genişletmeye devam etmekteyiz. Bu alandaki projelerimizi Avrupa Birliği ve çevre ülkelere taşımak ve ilgili ülkelerde bu kapsamda faaliyet göstermek amacıyla 2020’de, Hollanda'da Zorlu Enerji’nin %100 ortaklığında ZES B.V. şirketini kurduk.

Sürdürülebilirlik odaklı değişim ve dönüşüm hareketimiz doğrultusunda, 2020 yılında ilkelerini benimsediğimiz ve çalışmalarımıza yön veren Birleşmiş Milletler Küresel İlkeler Sözleşmesi’nin (UN Global Compact) katılımcı üyesi olarak sürdürülebilirlik çalışmalarımızı bir üst seviyeye taşımış bulunuyoruz. UN Global Compact üyeliğiyle dünyanın en büyük kurumsal sürdürülebilirlik inisiyatifinin içinde yer alarak, faaliyetlerimizi insan hakları, çalışma standartları, çevre ve yolsuzlukla mücadele alanlarında iş dünyasının temel sorumluluklarını ele alan ilkeler doğrultusunda sürdürüyoruz. Toplumsal cinsiyet ve fırsat eşitliği, çalışan ve insan haklarına saygılı bir iş ortamı yönetim anlayışımızın temelini oluşturmaktadır.

DEĞER YARATMAYA DEVAM EDECEĞİZ

Enerji sektörü olarak dünyayı ve ülkemizi etkileyen pandemi ile mücadelede sağlık çalışanlarının hemen ardından en ön saflarda yer aldık. Zorlu Enerji olarak topluma karşı sorumluluklarımızın bilinciyle, pandemi etkisi altında geçen zorlu yılda ülkemiz için kesintisiz enerji sağlamak için çalıştık.

2021 yılında da yenilenebilir enerji alanında faaliyetlerimize devam ederken, yurt dışında yaptığımız yatırımlarla da ülkemizi, uzmanlığımız ve bilgi birikimimizle temsil ederek emin adımlarla büyümeye devam edeceğiz.

Ülkemiz ekonomisine ve enerji sektörüne katma değerli projeler kazandırırken, geleceğin enerji şirketi olma hedefimizle insanların hayatına fayda sağlayan, çevreye duyarlı çalışmalar gerçekleştirmeyi önceliklerimiz arasında görüyoruz.

Her koşulda özveriliyle çalışan tüm Zorlu Enerji çalışanlarına, daimi desteklerini hissettiğimiz hissedarlarımıza, iş ortaklarımıza ve tüm paydaşlarımıza bu vesileyle teşekkürlerimi sunuyorum ve sağlıklı bir yıl diliyorum.

 

Saygılarımla,

Zeki ZORLU

Yönetim Kurulu Başkanı